KEMANKEŞNÂME

Hedefimiz Bilgi

Geleneksel Türk Okçuluğu'na dair platformumuza değer katan, bilgilendirici ve kaynak içeren paylaşımlarınız moderasyon tarafından bu alana seçilir, sizi Popüler Kişiler listesinde yukarı taşır.

Volkan Dilsiz

🏹 TOZKOPARAN İSKENDER KİMDİR?

Türk okçuluk tarihinin en önemli kemankeşlerinden biri olan Tozkoparan İskender, 15. yüzyılın sonları ile 16. yüzyılın başlarında yaşamış Osmanlı okçusudur. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmese de özellikle II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde adı menzil okçuluğundaki başarılarıyla öne çıkar.

Kaynaklara göre İskender, Ekmekçiler Bölüğü’nde acemi oğlan iken okçuluğa ilgi duymuş; dönemin önemli kemankeşlerinden Kadıkulu Hüsam’dan kabza almış, ayrıca hattatlığı kadar okçuluğuyla da tanınan Şeyh Hamdullah’tan ders görmüştür. Başarıları sonucunda Yeniçeri Ocağı’na kabul edildiği aktarılır.

Onu tarihe geçiren asıl özelliği ise menzil atışlarıdır. Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerinde rekorlar kıran İskender’in on ayrı menzilde üstünlük sağladığı ve adına menzil taşları dikildiği kaynaklarda belirtilmektedir.

En meşhur atışı, Arkuri Menzili’nde gündoğusu havasıyla 1281,5 gez mesafeye yaptığı atıştır. Bu mesafe modern çalışmalarda yaklaşık 846 metre olarak ifade edilmektedir.

“Tozkoparan” lakabının nasıl ortaya çıktığı konusunda farklı rivayetler vardır. Yayın kabza kısmındaki “toz”u koparacak kadar güçlü kavradığı anlatısı yaygın olmakla birlikte, bazı araştırmacılar kelimenin dönemin kullanımında menzil aşan, rekor kıran kemankeş anlamıyla ilişkili olduğuna dikkat çeker.

Not: Resim 16. yüzyıl yeniçerilerinden esinlenilmiş temsili çizimdir.

Kaynaklar: Ahmet Şen & Sude Saki, Türk Okçuluğu’nun Duayen İsmi Tozkoparan İskender’e Ait Yeni Tespit Edilen Menzil Taşı; Ahmet Atillâ Şentürk, Okçuluk Tarihine Yeni Bir Kaynak Olarak Osmanlı Şiiri.

2 yorum 217 görüntüleme
Yorum
Volkan Dilsiz

Necmeddin Okyay kimdir?

Necmeddin Okyay, Geleneksel Türk Okçuluğu'nun 20. yüzyıla ulaşan en kıymetli kemankeşlerinden biriydi. Üstelik yalnızca bir okçu değildi; büyük bir hattat, ebru ustası ve birçok farklı alandaki maharetiyle tam anlamıyla bir hezârfen yani "bin bilim bilen" idi.

1883’te Üsküdar’da doğan Okyay, kemankeşliği Sultan Abdülaziz’in okçubaşısı Seyfeddin Efendi’den öğrendi. Yay çekmeyi ve ok atmayı öğrenmekle kalmadı, geleneksel ok ve yay yapımına dair bilgileri de edindi. Yani bugün kitaplardan ve eski kaynaklardan anlamaya çalıştığımız okçuluk kültürünü, o dönem henüz yaşayan ustalardan görerek öğrenen isimlerden biriydi.

Hattatlığı ile kemankeşliği de asla alakasız değildi. Osmanlı’da hat sanatıyla uğraşan pek çok ismin okçulukla da ilgilenmesi boşuna değildi. Her iki uğraş da uzun yıllar süren çalışma, sabır, dikkat, ölçü ve ustadan çırağa aktarılan bir meşk anlayışı gerektiriyordu. Büyük hattat Şeyh Hamdullah’ın aynı zamanda güçlü bir kemankeş olması bunun en bilinen örneklerinden biridir.

Necmeddin Okyay da bu eski geleneğin son dönem temsilcilerindendi. Okçuluğa olan sevgisini hayatının sonuna kadar taşıdı. Hatta 1934’te Soyadı Kanunu çıktığında kendisine “Okyay” soyadını seçmesi, bu bağlılığın belki de en güzel göstergesidir.

Onun için Okmeydanı da sıradan bir yer değildi. Tarihî Okmeydanı’nın korunması için mücadele etmiş, bu alanın ve taşıdığı okçuluk mirasının kaybolmaması için çaba göstermişti.

Bugün Geleneksel Türk Okçuluğu yeniden yaygınlaşıyor, eski yaylar, oklar, menzil taşları ve kemankeşlik kültürü yeniden araştırılıyor. İşte bu geçmişi anlamaya çalışırken Necmeddin Okyay’ın adı özellikle önem kazanıyor. Çünkü o, eski gelenekle bugünün arasında kalan en önemli halkalardan biriydi.

Mekânı cennet, ruhu şâd olsun...

Kaynaklar:
Necmeddin Okyay TDV İslâm Ansiklopedisi
Okçuluk ve Hat Sanatı Fatih Özkafa

1 yorum 359 görüntüleme
Yorum