KEMANKEŞNÂME

Hedefimiz Bilgi

Geleneksel Türk Okçuluğu'na dair platformumuza değer katan, bilgilendirici ve kaynak içeren paylaşımlarınız moderasyon tarafından bu alana seçilir, sizi Popüler Kişiler listesinde yukarı taşır.

Bozkurt Toprak

Ok atışı esnasında kol ve bileğe ani yükler biner. Bu yükler, kol ve bilekte istenmeyen savrulmalara yol açarak isabetli atış yapmayı zorlaştırabilir.
Camiamızın önde gelen isimlerinden Murat Üstün Hocamızın, bu tür durumlara karşı kol ve bilek stabilizasyonunu artırmaya yönelik antrenmanı.

2 yorum 218 görüntüleme
Yorum
Kadir Ayyıldız

FERKE YAPILIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR VE HİLAL ŞEKLİ
✅Ferke , bırakış esnasında baş parmak ve işaret parmağının "hilal" şeklinde geriye doğru açılması hareketidir . Kirişin daha temiz bırakılmasını sağlayıp yan salınımı azaltarak enerji transferinin verimini artırır , aynı zamanda okun daha şiddetli çıkmasını sağlayarak daha uzağa atış yapabilme imkanı sağlar . Kavâ’idü’r-Remy ( Ok Atıcılığının Kuralları ) adlı eserde Kâtib Abdullah Efendi ferke yapılırken "Atıştan sonra şehadet parmağını ve baş parmağını açıp iki parmaktan hilal resmi çıkartmalıdır.” ifadelerini kullanır . Günümüzde birçok sporcu her ne kadar buna dikkat etmese de bu yazıdan yola çıkarak parmakların olabildiğince hilal şekline yakın olması gerektiğini anlayabiliriz .

0 yorum 203 görüntüleme
Yorum
Muhammet Alperen Yatmaz

Ayrıca Osmanlı’da ahilik gibi esnaf zanaatkârlık loncalarında mesleki eğitime başlamada yeterlilik tespiti için törenler yapılırdı bu ritüellerden bir tanesi ise okçuluk talimiydi. Atıcılar tekkesine gelen kişi ‘Küçük Kabza Alma Töreninde’ tekkeye kabul için kuralları, adap ve davranışları öğretecek bir ‘’kardeş’’ ile okçuluk dersi verecek bir üstat belirlenirdi buna da ‘pir tutmak’ denilir, tekkeye kabul edilen kişiye ise ‘Çırak (Şakird)’ olarak isim verilirdi. Şakird usta önünde diz çöker, usta sol eli bir yayın kabzasında tutarak çırağın sol eline verir, sağ eline de oku vererek ve usulüne uygun olarak çektirerek kabza törenini tamamlamış olurdu (Erkal 1998).

Günümüzde Geleneksel Türk Okçuluğu
Yalçın Tükel - Davut Atılgan - Abdullah Sencer Temel

0 yorum 162 görüntüleme
Yorum
Umut Er

Uzun yıllardır söylediğimiz birkaç hususun 400 yıl önce de söylenmiş olması oldukça mutluluk verici :)
Yüksek Lisans araştırmamda denk geldiğim kısmı sizlerle paylaşmak isterim; İbn Ruşen’in Feza’il-i Remy eserinde “Atıcıya lazım olan eşyalar bunlardır; Yayının iki kirişi olmalıdır. Bir bıçağı ve bir kiriş kabı olmalıdır. Atıcıya uygun kolları oldukça dar kaftanı olmalı ya da bir şeyle sol kolunu pazusuna kadar sıkıca sarmalıdır. Birkaç zihgiri olmalıdır. “ diyerek ilave etmiş “ Yukarıda sayılan eşyaların hepsinin atıcının yanında hazır bulunması lazımdır ki ihtiyaç duyduğunda başkasına muhtaç olmasın, Eğer gerek duyduğu şey yanında bulunmazsa bu, atıcı için bir eksikliktir.” Demiştir. Bu haliye 400 sene önceden bugüne bir mesaj olsun :)

*İbn Ruşen, Feza’il-i Remy, haz. Recep Selman Doğru,İstanbul 2020, Sayfa148.

0 yorum 243 görüntüleme
Yorum
Muhammet Alperen Yatmaz

🏹 Geleneksel Okçuluk Ünvanları

Geleneksel Türk okçuları, Okçu, Kemankeş, Tîrendâz ve Kavsî isimleriyle anılmaktadır. Unsuru öğreten ustalara "Üstat”, öğrenmekte olan okçulara ise Tâlip veya Kepazakeş adı verilmektedir. Birleşik Türk Yayı yapan zanaatkârlara Kemanger, ok yapan ustalara da Tîrger denilmektedir.

Zihgîr, bilek siperi, tîrkeş, kubur, sadak, çile ve kandil gibi unsura özgü diğer okçuluk ekipmanlarını yapan zanaatkârlar (zihgîr ustası, çile ustası tîrkeş ustası gibi) yaptıkları ekipmanın ustası olarak anılırlar. Atlı okçuluğa özgü koşum takımlarını yapan ustalara ise Saraç denilmektedir.

Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü

1 yorum 191 görüntüleme
Yorum
Volkan Dilsiz

🏹 TOZKOPARAN İSKENDER KİMDİR?

Türk okçuluk tarihinin en önemli kemankeşlerinden biri olan Tozkoparan İskender, 15. yüzyılın sonları ile 16. yüzyılın başlarında yaşamış Osmanlı okçusudur. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmese de özellikle II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde adı menzil okçuluğundaki başarılarıyla öne çıkar.

Kaynaklara göre İskender, Ekmekçiler Bölüğü’nde acemi oğlan iken okçuluğa ilgi duymuş; dönemin önemli kemankeşlerinden Kadıkulu Hüsam’dan kabza almış, ayrıca hattatlığı kadar okçuluğuyla da tanınan Şeyh Hamdullah’tan ders görmüştür. Başarıları sonucunda Yeniçeri Ocağı’na kabul edildiği aktarılır.

Onu tarihe geçiren asıl özelliği ise menzil atışlarıdır. Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerinde rekorlar kıran İskender’in on ayrı menzilde üstünlük sağladığı ve adına menzil taşları dikildiği kaynaklarda belirtilmektedir.

En meşhur atışı, Arkuri Menzili’nde gündoğusu havasıyla 1281,5 gez mesafeye yaptığı atıştır. Bu mesafe modern çalışmalarda yaklaşık 846 metre olarak ifade edilmektedir.

“Tozkoparan” lakabının nasıl ortaya çıktığı konusunda farklı rivayetler vardır. Yayın kabza kısmındaki “toz”u koparacak kadar güçlü kavradığı anlatısı yaygın olmakla birlikte, bazı araştırmacılar kelimenin dönemin kullanımında menzil aşan, rekor kıran kemankeş anlamıyla ilişkili olduğuna dikkat çeker.

Not: Resim 16. yüzyıl yeniçerilerinden esinlenilmiş temsili çizimdir.

Kaynaklar: Ahmet Şen & Sude Saki, Türk Okçuluğu’nun Duayen İsmi Tozkoparan İskender’e Ait Yeni Tespit Edilen Menzil Taşı; Ahmet Atillâ Şentürk, Okçuluk Tarihine Yeni Bir Kaynak Olarak Osmanlı Şiiri.

2 yorum 216 görüntüleme
Yorum